GEZEN MODA

Güvenli Bağlanma

Bebeklik dönemi olarak adlandırılan 0-2 yaş çocuğun en savunmasız ve muhtaç olduğu dönemdir. Henüz becerilerinin yeterli derecede gelişmemiş olması onu bakım veren kişiye bağımlı kılar ki bu genelde annedir. Bu bakım sürecinde çocuğun bakım veren kişi ile kurduğu ilişki onun fiziksel, zihinsel, sosyal veduygusal gelişimini son derece etkiler.

Bakım verenine karşı oluşan olumlu duygu ve ihtiyaçları zamanında karşılayıcı ilişki sonucunda bağlanma oluşur. İlk yıllarda oluşan bu bağlanma çocuğun ileriki yaşamında kuracağı ilişki modelleri üzerinde belirleyici rol oynar. Hangi nedenden dolayı olursa olsun bebeklik döneminde yaşanan kesintili bakım ya da bakım vereni ile yaşanan kopmalar çocuğun kendisine ve çevresi ile oluşan etkileşimine olumsuz etki eder.

Bağlanma sisteminde bebek tanımadığı dünyayı keşfetme isteği ve cesaretiyle kendisini tüm yönlerden güçlü görerek yola çıkar. Bilmediği ve yabancısı olduğu yaşamda bazen zorlanır, tökezler ve korku ile kendisini güvene almak için bakım verenine koşar. Burada anne, bebeğe kendini güvende hissettirebilirse, bebek kendini tekrar keşfe çıkabilir hisseder, kendine olan inancı ve yabancısı olduğu yaşama olan merakı devam eder. Bebek rahatça etrafta dolanıp, yeni olaylar keşfeder. Sosyal kuralları benimser bu sayede hayatta kalmayı, yaşama adapte olmayı öğrenir ve bakım vereni ile arasında güvenli bir bağlanma oluşur. Bebek zorlanıp, tökezlediği zamanlarda bakım vereninden yeterli ilgi ve sevgiyi alamazsa güvenli bağlanma oluşamaz devamında ileriki yaşamında adaptasyon sorunları ve sosyal kabulde zorluklar yaşar.

Yapılan araştırmalar kişinin bağlanma stilinin –güvenli yada güvensiz- daha anne rahminde oluştuğu yönündedir. Bebek annenin duygusal sisteminin bir parçasıdır. Annenin rahmi bebeğin ilk yaşam alanıdır ve bebek burada öğrendiği şekilde bir dünyaya hazırlık yapar. Annenin duygusal durumu sakin, huzurlu ve güvenli ise bebek anne rahminde güvenli biryaşama hazırlık yapar ve doğduğunda da öğrendiği şekilde davranır. Annenin hamileliği boyunca yaşadığıtravmatikya da stres durumu bebeğin dünyayı daha kaygılı algılamasına ve güvensiz davranışlarda bulunmasına zemin hazırlar. Araştırmacılar annenin hamilelik döneminde yaşadığı kronik stres sonucu bebeğin beyindekihipokampüsalanının zarar gördüğünü tespit etmişlerdir. Ayrıca stres altında kalan annenin doğuma bağlı komplikasyonlar yaşama, bebekte de huzursuz yapı, zor mizaç, regülasyon sorunları, uyum ve dikkat sorunları, hafıza fonksiyonlarında sorun ve sosyal davranış bozuklukları gibi sorunların daha sık yaşandığı tespit edilmiştir. Ülkemizde her 100 kadından 30’u hamilelik döneminde depresyon ve 5 kadından 2’ si doğum sonrası depresyon (postpartumdepresyon) yaşamaktadır. Eş ve çevreden gelen desteğin az olması, çift ilişkilerinde yaşanan sorunları, stresli yaşam olayları, geçmiş depresyon yaşantıları,sosyo-ekonomik düzeyin düşük olması gibi bir çok neden hamilelik döneminde ve sonrasında depresyon riskini arttırmaktadır.

Daha sağlıklı ve güvenli çocuklar yetiştirebilmek adına çiftlerin pozitif ilişki kurabilmeleri, birbirlerini desteklemeleri gerekir. Bu doğrultuda anne-babaya verilecek aile danışmanlığı ve psikoterapi süreci çocuğun daha sağlıklı bir bağlanma evresi yaşamasına olanak sağlayabilir. Ayrıca bağlanma sorunu var olduğu tespit edilen çocuğa oyun terapisi,psikodrama, EMDR gibi terapilerle sorunu anlaması bununla doğru şekilde baş edebilmesi ve doğru ifade kalıpları ile olumlu sosyal ortamı oluşturması sağlanır.

Pdg.Sonnur KÜKÜRT

Sonnur Kükürt
Sonnur Kükürt

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
Makalenin tüm hakları yazarı Pdg.Sonnur KÜKÜRT’e aittir.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir,
ancak Pdg.Sonnur KÜKÜRT’ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Benzer Yazılar

İlginizi çekebilir

Gezen Moda